İçeriğe geç
Op. Dr. Erhan Karaalp
{ Doğum }

Doğumda Ikınma Nasıl Yapılır? Nefes ve Pozisyonlar

Doğumda ıkınmanın ne zaman başladığı, doğru nefes alıp verme tekniği, doğum pozisyonları ve sağlık ekibinin yönlendirmesi açıklanır.

Yayın: · 11 dk · Op. Dr. Erhan Karaalp

Özet: Doğumda aktif ıkınma, rahim ağzı tam açıldığında sağlık ekibinin yönlendirmesiyle başlar. Uygun doğum pozisyonu, kontrollü solunum ve sancılarla uyumlu ıkınma; anne ile bebeğin durumuna göre kişiye özel değerlendirilir.

Doğumda ıkınma nasıl yapılır, rahim ağzı tam açıldıktan sonra sancı sırasında karın kaslarını kontrollü biçimde kullanarak bebeğin doğum kanalında ilerlemesine destek olma tekniğidir. Aktif ıkınma evresi genellikle rahim ağzı yaklaşık 10 santimetre açıldığında başlar; ancak yalnız açıklık değil, bebeğin inişi ve ıkınma isteği de değerlendirilir. NICE doğum bakım rehberi, bu sürecin anne ve bebeğin klinik durumuna göre yönetilmesini önerir.

Güçlü bir sancı geldiğinde hemen nefesi tutup uzun süre zorlanmak her zaman doğru yaklaşım değildir. Burundan derin nefes alıp ağızdan kontrollü nefes verme, bedeni gereksiz yere kasmadan aktif kalma ve sırt üstü dışında uygun pozisyonlar deneme süreci kolaylaştırabilir. En uygun solunum ve ıkınma biçimi ise epidural kullanımı, bebeğin pozisyonu ve doğumun ilerleyişine göre sağlık ekibiyle birlikte belirlenir.

Doğumda Ikınma Nedir ve Ne Zaman Başlar?

Doğumda ıkınma, rahim ağzı tam açıldıktan sonra bebeğin doğum kanalında ilerlemesine karın ve pelvik kasların eşlik ettiği doğumun ikinci evresidir. Genellikle rahim ağzı yaklaşık 10 santimetreye ulaştığında başlar; ancak aktif ıkınmanın zamanı, bebeğin inişi, kendiliğinden gelen ıkınma hissi ve sağlık ekibinin değerlendirmesine göre belirlenir.

Rahim ağzının tam açılması, her zaman hemen aktif biçimde ıkınmanız gerektiği anlamına gelmez. Bazı doğumlarda bebek sancılarla bir süre daha aşağı iner ve güçlü ıkınma isteği daha sonra belirginleşir. Bu nedenle başlangıç zamanı yalnız açıklık ölçümüne göre değil, doğumun bütün seyri değerlendirilerek belirlenir.

Ikınma evresine geçişte şu bulgular birlikte ele alınır:

  • Rahim ağzının yaklaşık 10 santimetre, yani tam açıklığa ulaşması
  • Bebeğin başının doğum kanalındaki seviyesi ve ilerleyişi
  • Sancı sırasında artan aşağı doğru basınç veya dışkılama hissi
  • Kendiliğinden gelişen ıkınma refleksi
  • Anne ve bebeğin sağlık durumunun izlemde uygun bulunması

Tam açıklık oluşmadan gelen baskı hissi, aktif ıkınmanın başladığını tek başına göstermez. Böyle bir his oluştuğunda sağlık ekibine haber verilmesi ve rahim ağzı açıklığının değerlendirilmesi gerekir. Doğumun ikinci evresinin başlangıcı ve süresi kişiden kişiye değişebilir; izlem, anne ile bebeğin klinik durumuna göre sürdürülür. Amerikan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Koleji, doğumun birinci ve ikinci evresinin yönetimi

Doğumda Doğru Ikınma Nasıl Yapılır?

Doğumda doğru ıkınma, rahim ağzı tam açıldıktan sonra gelen ıkınma isteğini kasılmayla eşleştirip nefesi kontrollü biçimde vererek basıncı aşağı doğru yönlendirmektir. Sabit bir ritim herkese uymaz; anne adayı, doğum pozisyonuna ve bebeğin durumuna göre ebe ya da hekimin anlık yönlendirmesini izlemelidir.

Rahim ağzının yaklaşık 10 cm açılması tam açıklık kabul edilir. Bu noktaya ulaşmadan aktif ıkınmaya başlanması, rahim ağzında şişmeye ve gereksiz yorgunluğa yol açabilir. Ikınma zamanı yalnız açıklığa göre değil, bebeğin inişi ve doğum ekibinin değerlendirmesiyle belirlenir. (NICE)

Doğum ekibi aktif ıkınmaya başlanabileceğini belirttiğinde şu sıra izlenebilir:

  • Kasılma başlarken burundan derin nefes alıp rahat bir başlangıç yapılır.
  • Çene, omuzlar ve yüz kasları mümkün olduğunca gevşek tutulur.
  • Gelen doğal ıkınma isteği izlenir; karın kasları dışkılama sırasında olduğu gibi aşağı doğru çalıştırılır.
  • Nefes uzun süre zorla tutulmak yerine ağızdan kontrollü biçimde verilebilir. Gerektiğinde yeniden nefes alıp aynı sancı içinde tekrar ıkınılabilir.
  • Kasılma sona erdiğinde ıkınma bırakılır; normal solunuma dönülerek bir sonraki sancıya kadar dinlenilir.

Dünya Sağlık Örgütü, doğumun ikinci evresinde kendiliğinden ıkınma isteği bulunan kadınların bu isteği izlemeye teşvik edilmesini önerir. Bu nedenle her sancıda belirli sayıda ıkınmayı veya nefesi sabit bir süre tutmayı zorunlu kılan tek bir teknik yoktur. (Dünya Sağlık Örgütü)

Bebeğin başı doğuma yaklaşırken ebe ya da hekim ıkınmanın yavaşlatılmasını ve kısa nefeslerle kontrollü solunum yapılmasını isteyebilir. Bu yönlendirme, başın ve perinenin kontrollü ilerleyişini desteklemek içindir; ıkınmanız doğum ekibinin komutuna göre durdurulmalı veya azaltılmalıdır.

Sancı Sırasında Nefes Alıp Verme Tekniği Nasıldır?

Sancı sırasında nefes alıp verme tekniği, kasılma başlarken burundan kontrollü bir nefes alıp ağızdan yavaşça vermeye dayanır. Omuzları ve çeneyi gevşek tutmak, solunumu ritmik sürdürmek önemlidir. Ikınma evresinde nefesi uzun süre tutmak yerine, sağlık ekibinin yönlendirmesiyle açık gırtlakla nefes vererek ıkınma tercih edilebilir.

Uygulanabilecek solunum sırası şöyledir:

  • Sancı başlarken: Burundan derin nefes alıp ağızdan yavaşça verme, bedenin gerilmesini azaltmaya yardımcı olabilir.
  • Sancı güçlenirken: Hızlı ve yüzeysel solunum yerine, rahat sürdürülebilen düzenli bir ritim korunur.
  • Ikınma isteği geldiğinde: Rahim ağzının tam açıldığı sağlık ekibi tarafından doğrulanmadan aktif ıkınmaya başlanmaz.
  • Ikınma sırasında: Nefes alıp karın kaslarını aşağı yönlü kullanırken sesi ve nefesi kontrollü biçimde dışarı vermek, uzun süre nefes tutmaya alternatif olabilir.
  • Sancı sona ererken: Bir veya iki sakin nefesle solunum ritmi yeniden düzenlenir; omuz, yüz ve bel bölgesindeki gereksiz gerginlik bırakılır.

Cochrane derlemesinde 21 çalışma ve 3.763 doğum değerlendirilmiş; kendiliğinden ıkınma ile yönlendirilmiş ıkınmadan birinin tüm doğumlar için belirgin biçimde daha uygun olduğu gösterilememiştir. Bu nedenle doğru nefes tekniği tek bir kalıptan çok, annenin rahatlığına, doğumun evresine ve sağlık ekibinin değerlendirmesine göre belirlenir. Baş dönmesi, uyuşma veya nefes darlığı gelişirse solunum yavaşlatılmalı ve sağlık ekibine haber verilmelidir.

Ikınmayı Kolaylaştırabilecek Doğum Pozisyonları Nelerdir?

Ikınmayı kolaylaştırabilecek pozisyonlar; çömelme, yan yatış, diz çökme, eller-dizler üzerinde durma ve destekli dik pozisyonlardır. Tek bir doğru pozisyon yoktur; anne adayının rahatlığı, bebeğin inişi, ağrı kontrolü, epidural kullanımı ve doğumun seyri seçimi belirler. Pozisyon, ebe veya hekim eşliğinde gerektiğinde değiştirilebilir.

Aktif hareket ve pozisyon değiştirme, leğen kemiğinin farklı çaplarından yararlanılmasına yardımcı olabilir. Ikınmanız sırasında hangi duruşun daha rahat olduğu sancının yerine, bel bölgesindeki baskıya ve bebeğin konumuna göre değişebilir.

  • Destekli çömelme: Yer çekiminden yararlanmayı ve pelvis çıkışının genişlemesini destekleyebilir. Doğum barı, eş veya sağlık çalışanı desteği gerekebilir.
  • Yan yatış: Dinlenmeye imkân verirken kontrollü ıkınmayı sürdürebilir. Epidural analjezi alan veya uzun süre ayakta kalmakta zorlanan kişilerde değerlendirilebilir.
  • Diz çökme ya da eller-dizler pozisyonu: Özellikle belde yoğun hissedilen sancı sırasında rahatlama sağlayabilir. Bebeğin duruşuna göre sağlık ekibi bu pozisyonu önerebilir.
  • Destekli oturma veya yarı oturma: Sırt ve kollar desteklenerek uygulanır. Derin nefes alıp verme ile ıkınma arasında ritim kurulmasını kolaylaştırabilir.
  • Ayakta durma veya öne eğilme: Doğumun izin verdiği durumlarda hareket özgürlüğü sağlar; yatak, bar veya bir kişinin desteği kullanılabilir.

Epidural uygulanmayan doğumları inceleyen bir Cochrane derlemesinde, dik pozisyonların doğumun ikinci evresini ortalama yaklaşık 6 dakika kısaltabileceği bildirilmiştir; ancak kanıt kalitesinin düşük olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle pozisyon tercihi tek bir araştırma sonucuna değil, anne ve bebeğin o andaki klinik durumuna dayanır.

Sürekli fetal izlem gereksinimi, baş dönmesi, kanama, tansiyon değişikliği veya bebeğin kalp atımlarında farklılık olduğunda hareket alanı sınırlandırılabilir. Rahatlık bozulduğunda ya da ıkınma verimsizleştiğinde başka bir pozisyona geçilmesi olağandır.

Sırt Üstü Pozisyon Her Doğum İçin Uygun mudur?

Sırt üstü pozisyon her doğum için uygun değildir. Büyüyen rahmin ana damarlara baskı yapması bazı anne adaylarında kan basıncının düşmesine, baş dönmesine veya bebeğin kalp atımlarında değişikliğe yol açabilir. Pozisyon; annenin rahatlığı, bebeğin durumu, epidural kullanımı ve doğumun ilerleyişi birlikte değerlendirilerek belirlenir.

Ikınma evresinde tek bir “doğru pozisyon” yoktur. Dünya Sağlık Örgütü, epidural analjezi kullanılsa da kullanılmasa da kişinin tercih ettiği doğum pozisyonunun desteklenmesini önerir. Rahim ağzının 10 cm açıklığa ulaştığı ikinci evrede pozisyon değişiklikleri sağlık ekibinin izlemiyle yapılabilir.

Sırt üstü pozisyon şu durumlarda yeniden değerlendirilebilir:

  • Anne adayında baş dönmesi, bulantı, nefes darlığı veya belirgin rahatsızlık oluşması
  • Kan basıncının düşmesi ya da bebeğin kalp atımlarında değişiklik izlenmesi
  • Yer çekiminden yararlanmanın veya pelvis hareketliliğini artırmanın amaçlanması
  • Sırt üstü yatarken etkili ıkınmanın zorlaşması

Yan yatış, yarı oturur duruş, çömelme veya eller-dizler üzerinde durma gibi pozisyonlar uygun koşullarda tercih edilebilir. Epidural nedeniyle bacak hareketleri sınırlıysa düşme riski gözetilir ve pozisyon değiştirirken sağlık ekibinden destek alınır. Sürekli fetal izlem ya da tıbbi müdahale gereksinimi de seçenekleri değiştirebilir.

Sırt üstü duruş gerektiğinde tamamen düz yatmak yerine gövdenin yükseltilmesi veya yana eğim verilmesi düşünülebilir. Hangi pozisyonun sürdürüleceği, annenin rahatlığı kadar anne ve bebeğe ait ölçümlere göre kişiye özel belirlenir.

Yanlış Ikınma Nedir ve Hangi Durumlarda Zorlanma Yaşanabilir?

Yanlış ıkınma, rahim ağzı tam açılmadan, sancıyla uyumsuz zamanda ya da nefesi uzun süre tutarak etkisiz biçimde güç verme durumunu anlatan gündelik bir ifadedir; tek başına tıbbi tanı değildir. Bebeğin konumu, annenin yorgunluğu, epidural analjezi ve doğumun ilerleyişi ıkınmayı zorlaştırabilir; doğru yaklaşım sağlık ekibinin anlık yönlendirmesine göre değişir.

Ikınmanın etkisini azaltabilecek durumlar şunlardır:

  • Ikınmaya erken başlamak: Rahim ağzı tam açılmadan hissedilen güçlü baskı, aktif ıkınma zamanının geldiğini her zaman göstermez. Bu durumda ebe veya hekim değerlendirmesi beklenir.
  • Sancı dışında güç vermek: Rahim kasılmasıyla eşleşmeyen ıkınma daha fazla efor harcanmasına ve daha erken yorulmaya yol açabilir.
  • Nefesi gereğinden uzun tutmak: Uzun süreli, kesintisiz nefes tutma yerine annenin gereksinimine ve doğumun seyrine göre yönlendirilen solunum ve ıkınma tekniği tercih edilir.
  • Çene, omuz ve yüzü sıkmak: Gücün karın ve pelvik bölgeye yönelmesini zorlaştırabilir.
  • Uygun olmayan pozisyonda kalmak: Bebeğin başının konumu, bel ağrısı veya hareket kısıtlılığı nedeniyle sırt üstü pozisyonunda ıkınmak güçleşebilir. Yan yatış, çömelme ya da destekli dik pozisyonlar klinik koşullara göre değerlendirilebilir.

Zorlanma yalnızca teknikle ilgili değildir. Bebeğin başının doğum kanalındaki yönü, sancıların sıklığı ve gücü, annenin yorgunluğu, korku, ağrı kontrolü ve epidural analjezi ıkınma evresini etkileyebilir.

Amerikan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Koleji, ikinci evrenin ilk doğumunu yapanlarda 3 saatten, daha önce doğum yapanlarda 2 saatten uzun sürmesini “uzamış ikinci evre” olarak tanımlar. Bu süreler tek başına müdahale kararı anlamına gelmez; ilerleme, anne-bebek bulguları ve bireysel koşullar birlikte değerlendirilir.

Epidural Analjezi Ikınma Evresini Nasıl Etkileyebilir?

Epidural analjezi ağrıyı azaltırken ıkınma hissini zayıflatabilir ve doğumun ikinci evresini bir miktar uzatabilir; ancak bu etki kullanılan ilaç dozuna ve kişisel koşullara göre değişir. Rahim ağzı 10 cm açıldığında sağlık ekibi, kasılmaları ve bebeğin inişini izleyerek ıkınmanın ne zaman başlayacağını bildirir.

Epidural uygulanan doğumda bacaklardaki his ve hareket gücü tamamen kaybolmayabilir. Yine de kasılmayı fark etmek veya karın kaslarını eş zamanlı kullanmak güçleşebilir. Bu nedenle ıkınma, yalnızca hissedilen sancıya göre değil monitör bulguları ve ebe ya da hekimin yönlendirmesiyle düzenlenir.

  • Ikınma dürtüsü belirginse kasılmayla birlikte aktif ıkınma başlayabilir.
  • Dürtü henüz oluşmadıysa, anne ve bebeğin durumu uygunsa bebeğin kendiliğinden aşağı ilerlemesi bir süre beklenebilir.
  • His ve hareket yeterliyse yan yatış, destekli oturma veya yarı dik pozisyonlar değerlendirilebilir.
  • Bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa düşme riskine karşı pozisyon değişikliği sağlık ekibinin desteğiyle yapılmalıdır.
  • Ani ve sürekli ağrı, tek taraflı yoğun uyuşma, nefes almada zorlanma ya da baş dönmesi gecikmeden sağlık ekibine bildirilmelidir.

Cochrane sistematik derlemesi, epidural analjezinin doğumun ikinci evresini ortalama yaklaşık 14 dakika uzatabildiğini bildirmiştir; ancak sonuçlar çalışmalar ve kullanılan epidural teknikleri arasında farklılık göstermiştir. Bu nedenle süre tek başına müdahale gereğini belirlemez; bebeğin inişi, kalp atımları ve annenin klinik durumu birlikte değerlendirilir.

Epidural analjezi girişimsel bir uygulamadır; etkileri ve sonuçları kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Uygun ilaç dozu, ıkınmaya başlama zamanı ve doğum pozisyonu kişisel tıbbi değerlendirmeyle belirlenir.

Ikınma Sırasında Sağlık Ekibine Ne Zaman Haber Verilmelidir?

Ikınma sırasında anne adayı kendisine verilen yönlendirmeyi izlemeli; ani ve sürekli ıkınma isteği, kasılmalar arasında geçmeyen şiddetli ağrı, belirgin kanama, nefes darlığı, göğüs ağrısı, bayılacak gibi olma veya görme değişikliği gelişirse sağlık ekibine hemen haber vermelidir. Yeni ya da hızla artan her belirti ayrıca bildirilmelidir.

Özellikle şu durumlarda beklenmemelidir:

  • Ikınma isteği aniden başlarsa veya bebeğin aşağı doğru hızla ilerlediği hissedilirse,
  • Vajinadan belirgin kanama ya da alışılmadık renk ve kokuda sıvı gelirse,
  • Kasılma sona erdiği halde şiddetli karın, bel veya baş ağrısı sürerse,
  • Nefes almakta zorlanma, göğüs ağrısı, çarpıntı, yoğun baş dönmesi veya bayılma hissi oluşursa,
  • Görmede bulanıklık, ışık çakması, bilinçte dalgalanma ya da kontrol edilemeyen titreme gelişirse,
  • Epidural analjezi sırasında yeni uyuşma, tek taraflı güçsüzlük veya beklenmedik şiddetli ağrı hissedilirse,
  • Sağlık ekibinin yönlendirmesi anlaşılmazsa ya da anne adayı ıkınmayı sürdüremeyecek kadar yorulursa.

Rahim ağzının tam açıklığı yaklaşık 10 cm olarak değerlendirilir; ancak ıkınmaya yalnızca bu sayıya bakılarak başlanmaz. Bebeğin konumu, kalp atımları, kasılmalar ve annenin durumu birlikte değerlendirilir. Dünya Sağlık Örgütü doğum bakım önerileri, iletişimin ve düzenli klinik izlemin doğum boyunca sürdürülmesini önerir. Anne adayı, “normal olabilir” düşüncesiyle yeni bir belirtiyi saklamamalıdır.

Sık Sorulan Sorular

Doğumda ıkınma ne kadar sürer?
Ikınma evresinin süresi kişiden kişiye değişir; rahim ağzı tamamen açıldıktan sonra başlar ve birkaç dakikadan birkaç saate kadar uzayabilir. İlk doğum, bebeğin pozisyonu, epidural uygulanması ve kasılmaların gücü süreyi etkileyebilir. Süreç, anne ve bebeğin durumu izlenerek doğum ekibi tarafından yönetilir.

Açılmayı hızlandırmak için ne yapılabilir?
Rahim ağzı açıklığını güvenli biçimde hızlandırdığı kesin olan tek bir hareket veya nefes tekniği yoktur. Sağlık ekibi uygun görürse yürümek, dik pozisyonlar almak, pozisyon değiştirmek, mesaneyi düzenli boşaltmak ve ritmik nefes alıp verme rahatlamaya yardımcı olabilir. Tıbbi müdahale gerekip gerekmediğine muayene ve izlem bulgularıyla karar verilir.

Sancı anında nasıl nefes alınır?
Sancı başladığında burundan yavaş ve derin nefes alıp ağızdan kontrollü biçimde vermek, solunumu düzenlemeye ve gereksiz kasılmayı azaltmaya yardımcı olabilir. Kasılmalar arasında normal solunuma dönmek ve omuzları gevşetmek önemlidir. Baş dönmesi olursa çok hızlı nefes alıp verme bırakılmalı ve doğum ekibine haber verilmelidir.

Epidural normal doğum kaç saat sürer?
Epidural uygulanan normal doğum için herkeste geçerli sabit bir süre yoktur. Toplam süre; doğumun hangi evresinde epidural uygulandığına, rahim ağzı açıklığına, bebeğin pozisyonuna ve doğumun ilk olup olmamasına göre değişir. Epidural, bazı kişilerde ıkınma hissini azaltabileceği için yönlendirmeli ıkınma gerekebilir.

Ikınma isteği gelmeden ıkınmak doğru mudur?
Genellikle rahim ağzı tamamen açılmadan ve doğum ekibi yönlendirmeden aktif ıkınmaya başlanmamalıdır. Erken ıkınma gereksiz yorgunluğa ve rahim ağzında şişmeye yol açabilir. Ikınma isteği epidural nedeniyle belirgin değilse ne zaman ve nasıl ıkınmanız gerektiğini ebe veya hekim belirtir.

Doğumda burundan mı, ağızdan mı nefes alınır?
Doğumun aktif evresinde çoğunlukla burundan nefes alıp ağızdan yavaşça verme tekniği kullanılabilir. Ikınma sırasında nefesi uzun süre tutmak yerine sağlık ekibinin yönlendirdiği açık ya da kontrollü ıkınma tekniği tercih edilebilir. Doğru solunum biçimi, kişinin rahatlığına ve doğumun seyrine göre uyarlanır.

Doğumda hangi pozisyon tercih edilebilir?
Doğumda tek bir zorunlu pozisyon yoktur; ayakta durma, çömelme, yan yatma, dört ayak pozisyonu veya destekli oturma değerlendirilebilir. Sırt üstü pozisyon bazı durumlarda gerekli olsa da herkes için tek tercih değildir. Uygun pozisyon; anne adayının rahatlığı, epidural kullanımı, bebeğin durumu ve tıbbi izlem gereksinimleri dikkate alınarak belirlenir. Bu bilgiler kişiye özel tıbbi değerlendirmenin yerini tutmaz.

Son güncelleme: · Tıbbi içerik sorumlusu: Op. Dr. Erhan Karaalp · İletişim